Yesilim


Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

Race Driver GRID incelemesi

Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

1 Race Driver GRID incelemesi Bir Salı Haz. 29, 2010 4:58 pm

JoKeR

avatar
Bağımlı Üye
Bağımlı Üye




rcade ve
Simülasyon... Yarış oyunlarının doğasından gelen bu iki ayrım, bu türde
herhangi bir oyun çıktığında ilk bahsedilecek mevzulardan biridir. Yarış
oyunları öncelikle sınıflandırılmalıdır; ne kadar gerçekçi ya da ne
kadar eğlenceli oldukları konusunda dem vurulması gerekir. Aslında bu
türün yapımcılarının belli bir "kitle" seçmek için onlarca haklı
nedenleri var. Çünkü hem simülasyon severlere hem de arcade severlere
hitap edebilecek bir yarış oyunu ortaya koymak her babayiğidin harcı
değil. Ancak söz konusu yapımcı Codemasters ise yılların tecrübesi ile
bize bir şeyleri işaret ediyor: GRID !

Codemasters yıllardır devam ettirdiği Race Driver serisi ile (TOCA /
PRO) yarış tutkunlarının gönlünü her zaman çalmayı başardı. Ancak gerek
Colin McRae serisi, gerekse TOC A serisi olsun açık bir şekilde
simülasyon tarzını temsil ediyorlardı. Colin McRae: DiRT'te simülasyon
üzerine ilk eser miktarda arcade tohumlarını serpiştiren firma GRID ile
bunları biraz daha büyütmüş. Ancak hemen korkmayın, oyun ne NFS kadar
arcade, ne de TOCA kadar simülasyon kokuyor. Codemasters GRID ile
aradaki ince çizgiyi tutturmayı başaran bir "klasik" sunuyor bizlere.

UYARI: Araç içi kamerası adrenalin dozunu fevkalede artırabilir


Bu gerçekten bir DÜNYA

Oyunun DiRT benzeri üç boyutlu hazırlanmış menüsünden GRID WORLD'ü
seçiyoruz, bir yarışçı olmak istediğimizi onaylayarak işe başlıyoruz. Bu
hikaye kısmında gelen teklifler ile değişik disiplinde birkaç yarış
kazanarak kendimizi ispat etmemiz gerekiyor. Hazır olarak sunulan
araçlar ve verilen basit görevler ile kontrollere alıştırma amaçlı
konulmuş bir nevi "tutorial" olarak nitelendirebiliriz bu bölümü. Ancak
bu noktada bahsedilmesi gereken birkaç husus var. Oyun kutudan çıkan
hali ile kontrollerine alışması biraz zaman alan bir arcade türü. Ve
eğer siz fazlasıyla simülasyon seviyorsanız yarışa girilen son menüden
araç destek birimlerini (Fren destek, Dönüş destek vs.)kapatmanız
gerekiyor. Hatta eğer çelik gibi sinirlere sahipseniz Pro Mode'u aktif
edebilirsiniz. Böylece yarışları restart edemeyecek, kendinizi
paralayacaksınız. Yani oyunun ne kadar arcade, ne kadar simülasyon
olacağı size kalmış. Unutmadan; NFS sever büyük kitlenin simülatik (!)
ayarları kurcalamaması salık verilir. Sizler için oyun zaten fazlasıyla
simülasyon.

Bu ilk yarışlarda verilen görevleri tamamladıktan sonra (ki yaklaşık 6-7
yarış yeterli. 1000'e yakın Reputation puanı elde etmemiz gerekiyor)
gerçek GRID dünyası önümüze seriliyor; Avrupa, ABD ve Japonya olarak
gruplandırılmış yaklaşık 50 turnuva, 42 araç, bonus olarak sezon
sonlarında karşımıza çıkan oldukça uzun Le Mans yarışları ve daha
niceleri. Takım özelliklerimizi ayarladıktan sonra gerçek bir yarışçı
olmak için lastik yakmaya başlıyoruz. Avrupa kısmı genellikle tanıdık
pistlerde yapılan GT-Touring disiplinindeki yarışları içeriyor. İstanbul
Park, Nurburgring, Spa ve daha nicelerinde genellikle Avrupa menşeli
araçlar ile yarışlara katılıyoruz. Bazen podyumu görebilmek için
terlerken, bazen sadece kendi sınıfımızda (örneğin GTR2) lider olmamız
gerekiyor. Oyunun ABD kısmı sokak yarışlarına odaklanmış. San Francisco,
Detroit gibi eyaletlerin tozunu attırıyoruz (hatta demolition derby
desem?). "Muscle Car" olarak tabir edilen güçlü ancak hantal klasik
Amerikan araçları (Mustang, Viper) bu kısmın favorileri. Japonya
yarışları ise genel olarak illegal ya da underground olarak
tanımlayabileceğimiz yarışlara ev sahipliği yapıyor; drift ve NFS:
Carbon’da karşımıza çıkan konvoy kovalamacaları (Pro Touge) gibi. Yine
Japon klasikleri burada bizi taşıyor: Nissan 350Z ya da Subaru Impreza.
Garaj senin ikinci evin ama sen bir sürücüsün, modifiye senin işin
değil

TOCA 3 ile farklı disiplindeki yarışları neredeyse abartarak bizlere
sunan Race Driver, drift ve sokak yarışları gibi nicesini geniş
yelpazesine ekleyerek olayı daha da abartmış. Üstelik yarışlar tek düze
değil. Örneğin klasik bir GT turnuvasından sonra drift yapabilir ya da
tek başınıza en iyi süre için BMW'nizin motorunu zorlayabilirsiniz. Ya
da belki canınız Formula yapmak isteyebilir. Bunların hepsini içinde
barındırması oyunun ulaştığı derinlik konusunda gerçekten "abartılmış"
kelimesini karşılıyor.

Turnuvaları kazandıkça hem cebinizi dolduruyorsunuz hem de Reputation
(Şöhret) puanlarınızı katlıyorsunuz. Şanınız yedi düvene yayıldıkça
sponsorlardan gelen paralar artıkça artıyor. Burada sponsor sistemini
biraz açmakta yarar var. Takım ayarları kısmından ulaşabileceğiniz
menüde 7 adet sponsor slotu bulunuyor. Ve ilerleyen zamanlarda onlarcası
içinden işinize en çok yarayacak 7 sponsoru seçmek zorunda
kalıyorsunuz. Örneğin bazı sponsorlar aracınızı hiç hasar almadan
finish'e ulaştırabilirseniz ekstra ücret ödüyorlar. Ancak böyle bir
anlaşmayı sokak yarışları için kullanmak yersiz olacaktır çünkü hasar
almadan yarışı tamamlamak neredeyse imkansız. Ama drift ya da kovalamaca
yarışları için bu sponsoru slota yerleştirmek işimize yarayabilir.
Kasamızı mantıklı bir şekilde doldurmak istiyorsak, yarışın türüne göre
sponsorları ayarlamak yerinde bir davranış olacaktır.

Her yarış disiplini için, o disipline uygun araçları koleksiyonumuza
ekmememiz gerekiyor. Gerek sponsorlardan kazanacağımız paraları, gerekse
aldığımız dereceden gelen turnuva ödemelerini harcayabileceğimiz tek
alan araç satın almak. Sıfır ya da ikinci el araç satın almak mümkün.
Ebay Motors kısmından kullanılmış, daha önce birincilikleri olan ancak
birkaç kez pelte çıkmış (!) (peki nasıl tamir etmişler?) araçları satın
almak mümkün. Burada dikkat edilecek husus, fazla kaza geçirmiş
araçların tercih edilmemesi gerekliliği. İkinci el araçların performans
düşüklüklerine neden olması güzel düşünülmüş bir ayrıntı. Ancak sadece
bir yarış için kullanacağımız aracı yeni almak bütçemize zarar
vereceğinden ikinci el tercih etmek mantıklı olacaktır.

Geri sarılması gereken bir an daha


Oyunda araçları modifiye etmek, yeni parçalar eklemek mümkün değil.
Genel olarak araca değil yarışlara, sürücüye yani size odaklanan GRID
için söylenebilecek birkaç eksiklikten biri olmuş modifiye noksanlığı.
Ama oyunun sunduğu geniş olanaklar karşısında bu eksiklik pek de önemli
değil. Endişelenmeye lüzum yok.

KESTİK !! Bu virajı baştan alıyoruz...

GRID'in kontrollerine alıştıktan sonra alacağınız keyif katlanarak
artacaktır. Özellikle farklı disiplin yarışlarını nasıl kazanmanız
gerektiğini çözdükçe eğlenmeye başlayacaksınız. Ancak ne kadar
ustalaşırsanız ustalaşın, herhangi bir dalgınlık, geç frenleme ya da
diğer araçların tepkileri nedeniyle yarış dışı kalmanız mümkün. Üstelik
bu durum -emin olun- oyun boyunca sıkça başınıza gelecektir. Ufak bir
kaza neticesinde aracınızda oluşabilecek balans sorunu nedeni ile
yaklaşık 15 dakikalık Le Mans yarışları boyunca aracınızı düz tutmaya
çalışmak (Porsche biraz sağa mı çekiyor?) zorunda kalabilirsiniz. Bu ve
bunun gibi ufacık hatalar sebebiyle koskoca turnuvaların yalan olmaması
için Prince of Persia: Sands of Time benzeri bir "geri sarma" özelliği
oyuna eklenmiş. Yarış türünde fazlasıyla yaratıcı olan bu sistem,
gerçekten oynanabilirliği inanılmaz arttırmış. Çünkü sürekli restart
çekerek aynı parkurları dolaşmak, son turda lider giderken basit bir
hata nedeni ile yarış dışı kalmak gibi durumlar oyundan soğumak için
yeterli olabilirdi. Yarış esnasında istediğiniz zaman menüyü açarak
Instant Replay kısmından oyunu geri alabilir, F12 tuşuna basarak
Flashback özelliğini -sadece 4 kez- kullanabilirsiniz. Eğer yarış dışı
kalmanıza neden olabilecek ciddiyette bir kaza geçirmişseniz, zaten
otomatik olarak sistem devreye girecektir.
Araç ve disiplin fazlalığı nedeni ile Flashback özelliğine rağmen,
oyunun kontrollerine bir türlü ısınamayan oyuncular da olacaktır. Çok
zor demek yerine birazcık konsantre olarak oynamak, haritanın sol alt
köşesinde bulunan minicik ışığa dikkat ederek frenleme yapmak eminim
koyu arcade fanatiklerinin bile oyunu sevmesini sağlayacaktır.

Hızlı gittiğimi hissedebiliyorsam gerisi sadece ayrıntıdır

GRID, Codemasters'ın daha önce DiRT'te kullandığı Neon grafik motorunun
geliştirilmişi olan Ego motorunu kullanıyor. Hasar modellemesinin
tamamen baştan yazıldığı bu motor bugüne kadar gördüğümüz en ihtişamlı
hız karelerini bize sunuyor. Abartılmadan kullanılan tüm efektler, renk
tonlamaları, gerçekten hızlı gittiğinizi iliklerinize kadar
hissettirebilen Blur efekti -ki gerçekten mükemmel kullanılmış, ekran
görüntülerine bakınız- oyunu açık ara özellikle PC'de en üst görsel
noktaya taşıyor. Çevre modellemelerinden tutun (yüksek hız nedeni ile
fark edemesek bile bazı noksanlıkları yok değil), yüksek poligonlu
araçlara kadar herşey kesinlikle günümüz teknolojisini fazlasıyla
yansıtıyor.

Codemasters yaptığı küçük-sihirli dokunuşlar ile bu görsel hazzı doruk
noktaya taşımaya çalışmış. Örneğin hızla köşeleri dönerken kameranın
sallanması, iç kamera modunu kullanırken kırılan camlar ve en güzeli,
Flashback yaptığımızda gördüğümüz muhteşem ayrıntılar oyun üzerinde
harcanan emeği fazlasıyla hissettiriyor. Oyunun görselleri o kadar
muhteşem ki yaptığınız her yarış sonunda Replay’i izlemek istiyorsunuz.
Ayrıca 24 saat süren (oyun saatine göre ortalama 15dk sürüyor) Le Mans
yarışalarındaki gece-gündüz geçişleri bu muhteşemliği katlamış. Fizik
motoru bu görsellikle dans ediyor adeta. Fazla bahsetmeye gerek yok,
sadece Mustang ile San Francisco'nun sokaklarında yarışın. Ne demek
istediğimi anlayacaksınız. Ancak hava olaylarının olmayışı büyük bir
eksiklik olarak hanesine yazılıyor GRID’in.

Bu görselliği yaşabilmek için haliyle ortalama civarı bir konfigürasyona
sahip olmanız gerekmekte. AMD 64 4000+ işlemci, 2 GB RAM ve 8600 GT
olan bir sistemde tüm ayarlar maksimum , 1024*768 çözünürlükte, 4x AA
açık iken 30 fps civarı bir performans elde ettik ki bu oyunun PS3'te
çalıştığı fps ile aynı yani bir oyun için gayet yeterli. Daha düşük
sistemlerde bazı görselliklerden feragat edilerek tatminkar bir sonuç
almak mümkün. Ancak aracın farları yandığında yaşanan abartı frame
düşüşleri (yaklaşık 20 fps'ye kadar düşmekte) fazlasıyla can sıkıcı bir
ayrıntı. Neyse ki bu fazla başınıza gelecek bir durum değil.

Seyircilerin verdikleri tepkiler oyunda ilgi çekici ayrıntılardan sadece
biri


Oyunun eksi hanesi çizilecek en büyük çizgi, maalesef ses efektleri ve
müzikler ile ilgili. Böylesine kusursuz (dikkat ederseniz sadece hava
olaylarının olmayışı ve modifiye eksikliğini yazdım şimdiye kadar) bir
oyunda, bu kadar özensiz ses efekleri ve birkaç yarış / yarış türü
dışında olmayan müzikler ile karşılaşmak gerçekten insanı üzüyor. Her ne
kadar efektler vasatın üzerinde olsa da, böylesine bir oyunda
beklediğinizin çok altında kalmış. Motor sesleri, çarpışma efektleri
yeteri kadar tatmin edici değil maalesef. Müziklerin fazlasıyla az
kullanılmış olmasını belki de oyuncuyu motor sesine kaptırmak adına
yapıldığı söylenebilirdi, eğer motor sesleri yeteri kadar iyi olsaydı.
Tabi ki bir Race Driver oyununda EA'nin NFS'de yaptığı işleri –sadece
ses konusunda. ProStreet ile bu oyunu kıyaslamak GRID'e hakaret olur-
Codemasters'dan beklemek yersiz ancak nihayetinde biraz daha dikkat
edilebilirdi.

Son Söz

GRID kesinlikle oynanmayı hak eden, her yarış severin kendi sevdiği
tarza ait bişeyleri mutlaka bulabileceği enfes bir oyun. Bir Gran
Turismo değil belki ama bunu başarmaya cesaretle soyunabilmiş bir
Codemasters şahaseri. Bu kadar çok disiplini, bu kadar doygun bir
oynanışla PC'de oynayabileceğiniz, simülasyon-arcade arasında güzel bir
noktaya yerleşmiş, bunu görselliğiyle birleştirebilmiş başka bir oyun
yok.





<<<< SüngerBob Fan >>>>
Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz